
GÜN DOĞARKEN
Ezan sesiyle ayaklandım. Kedi mırıldanması ve kuşların hareketlenmesi bazılarımızı ayaklandırır. Yavaş yavaş havanın aydınlanmasıyla biraz da cama doğru yöneliriz. İş için ayaklanmış telaşlı ve daha yorgun vaziyette yürüyen vatandaşları az az görmeye başlarız, bisikletiyle havanın temizliğini çıkartan gazete dağıtan vatandaşlarımız yorgun gözleriyle işlerini yapmaya çalışırlar ve bitirip hemen evlerine gidip kestirmeyi de akıllarından da çıkartamazlar. Gürültü hava kirliliğini yaratan arabalarımızı da unutmamak gerek, trafik sıkışıklılığına yakalanmamak için gün doğar iken hızlıca sokaklarımızdan geçiveririz ah birde trafiğe yakalandık mı o güzelim uykumuzu bırakıp sabahın köründe çek bir de zulüm mü, yavaşçana bizi çileden çıkarmaya başlar. Kendi kendimize söyleniriz bir de arabamız olmadı mı? Ayağımı yerden kesen bir arabam olsun da, elim ayağım olsun da, işe geç kalmam da gibi söylenip dururuz kendimizce, araban var ama sabahın köründe trafikte var.
Yeni bir gün doğumunda az az görmeye başladığımız vatandaşlarımız ilerleyen sabah haber saatlerinde sokaklarımız da çoğalmaya başlarlar. Neskafesini koyup iş yerinde bir radyoda ya da çayını yudumlayıp iş saatinin daha erken olup ta evinde televizyon karşısın da haberleri izleyenlerimiz. Telaşlı halde okul formalarını üzerlerine geçirmiş öğrenci genç nesillerimiz, çoğunluğu kapıda hangi nöbetçi öğretmen var sorusuyla korkuyla ilerler sokağın kaldırımlarını adımlarla, birinin ya saçı açıktır, biri ya farklı ayakkabı giymiştir, biri ya makyaj yapmıştır. Okulun kurallarını çiğneyelim çiğnemesine de önce o kuralların neden konduğunu düşünelim.
Ziller çalar öğrenciler sınıfa ve dükkânlar çoktan açılmaya başlamış. İş yerlerinin gerekli ön temizliğinin yapımı, evraklar, dünkü satılan mallar, eksik mallar ve önemli telefon konuşmaları çoktan başlamış yeni bir günde ekonomilerini arttırmaya, bazılarımız da yeni bir iş aramaya başlar.
Bunları her gün doğduğun da yaşarız. Görürüz ve alışık olmamıza rağmen sıkılırız. Maraton bir hayat olduğunu düşünerek aksilik oldu mu iyice kendimize de çoğunlukla zarar veririz. Yeni şeyler yaratmak aklımızdan bile geçmez. Kendimiz programlanmış bir robot gibi aynı gördüklerimizi, duyduklarımızı kısacası yaşadıklarımızı her gün doğduğun da tekrarlarız. Sağlığımız ne durumda sorusu aklımıza da gelmez. Sağlımızı da hayattan zevk almamızı da yalnızca kendi kendimiz sağlayabiliriz.
Gün doğmaya başlarken uyumamıza rağmen kendimizi yorgun vaziyette hissederiz. Ilık bir duş yapmak bu yorgunluğumuzu azaltacak. Cama bakıp insanları seyretmek yerine hareketli dinlemeye vakit bulamadığımız bir şarkı açmak kadar enerji pozitifi yakalamak da sizin elinizde, sabah kahvaltısı yapmak herkesin görevi fakat vakti olmayanlarımız bir yumurta kaynatıp o günkü vitaminini az da olsa sağlamış olur. Haberleri dinlerken neskafe tüketip çay tüketip sağlımıza zarar vermeyi hiç istemezsiniz. Bu yüzden bitki çayları en önemlisi yeşil çay tüketmek daha keyif verici olmalı. Uykusuz kalmak isteyenler neskafe değil, taze sıkılmış portakal suyu denemeleri daha sağlıklı olacağını siz zaten biliyorsunuz. Bildiğiniz yararlı sağlığınız için her gün doğduğun da yeni şeyler tadarak hoşunuza giden beş on dakika faydalı sporlarınızı yaparak geçirin.
Telaşla trafiğe yakalanmamak için canınızdan olacak şekilde kullanmayın. En önemlisi birinin de canını alıp, hayatınızı karartmayın. Trafiğe yakalandınız olumsuz cümleler kurarak ta gününüzü berbat ederek olumsuzluk yaratır ve enerjinizi göz göre göre kaybedersiniz. Bütün gün suratınız asık halde etrafınıza olumsuz ışıklar saçarsınız. Ne olursa olsun o güzel gülücüğünüzü yüzünüzden eksik etmeyin etrafınıza olum düşünceler her şeyi daha mükemmel yapacağına inanmanız her şeyin mükemmelliğini yakaladınız demektir. Her şey sizin elinizde…
Yazan: Burcu Nermin Özhan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder